Eralp Pamukçu

Ya Altı, Üstünden Daha Güzelse?

19 Ağu 2026 - Blog
shape
shape
shape

Hayatta kurduğumuz düzeni korumak için büyük çaba harcıyoruz. Planlarımızı, kariyerimizi, alışkanlıklarımızı, hatta geleceğe dair beklentilerimizi mümkün olduğunca kontrol altında tutmak istiyoruz.

Çünkü düzen bize güven verir. Ne olacağını bildiğimizde kendimizi daha rahat hissederiz. Bu nedenle beklenmedik bir değişiklik olduğunda ilk tepkimiz çoğu zaman olumsuz olur.

“Düzenim bozuluyor.”

“Her şey altüst oluyor.”

Oysa bazen kendimize farklı bir soru sormamız gerektiğini düşünüyorum:

Nereden biliyoruz altının, üstünden daha güzel olmayacağını?

Hayatımızdaki önemli değişimlerin tamamı bizim planladığımız şekilde gerçekleşmiyor. Bazen bir görev değişiyor, bazen bir kapı kapanıyor, alıştığımız bir düzen sona eriyor ya da kesin olduğunu düşündüğümüz bir konu bir anda belirsizleşiyor.

İlk anda bütün bunları kayıp olarak görmek çok doğal. Çünkü insan, bildiği düzenin dışına çıktığında önce geride bıraktıklarına bakıyor. Kaybettiklerini, değişen alışkanlıklarını veya artık eskisi gibi olmayacak şeyleri düşünüyor.

Ancak zaman geçtikçe bazı değişimlerin anlamı da değişebiliyor.

O gün bir son gibi gördüğümüz şeyin aslında yeni bir başlangıç olduğunu, bizi zorlayan bir kararın farklı bir fırsatın önünü açtığını veya alıştığımız düzenin bozulmasının bizi hiç düşünmediğimiz bir yöne taşıdığını sonradan fark edebiliyoruz.

Elbette her değişim iyi sonuçlanmaz. Her belirsizlik yeni bir fırsata dönüşmez. Hayatta gerçekten zorlayıcı, kayıp yaratan ve geride bırakılması kolay olmayan dönemler de vardır.

Ancak alıştığımız bir şeyin yalnızca alıştığımız için bizim için en doğru seçenek olduğunu da düşünmemeliyiz.

Bence hem liderlikte hem de hayatta en zor konulardan biri tam olarak budur: Henüz bütün resmi göremediğimiz bir anda ilerlemeye devam edebilmek.

Çünkü değişimin içindeyken sonucu görmek kolay değildir. O an yalnızca düzenin bozulduğunu, bildiğimiz zeminin değiştiğini ve önümüzdeki yolun eskisi kadar net olmadığını hissederiz. Fakat bazen ancak belli bir mesafe aldıktan sonra, o değişimin bizi neden başka bir yöne götürdüğünü anlayabiliriz.

Kariyer boyunca da buna benzer birçok durumla karşılaşılır. Planlanan bir görev gerçekleşmeyebilir, beklenen bir proje başka bir yöne gidebilir, uzun süredir hazırlığı yapılan bir karar değişebilir. O anda hayal kırıklığı yaşamak son derece insani.

Ancak liderlik, yalnızca her şey planlandığı gibi ilerlediğinde yön gösterebilmek değildir. Koşullar değiştiğinde yeni durumu okuyabilmek, elde kalan imkânları görebilmek ve gerektiğinde yeni bir yön belirleyebilmektir.

Bazen bir kapının kapanması bizi başka bir kapıyı aramaya zorlar. Bazen içinde çok rahat ettiğimiz bir düzenin değişmesi, uzun süredir görmediğimiz seçenekleri görünür hâle getirir. Bazen de kayıp olarak değerlendirdiğimiz bir gelişme, yıllar sonra dönüp baktığımızda hayatımızdaki önemli kırılma noktalarından biri hâline gelir.

Bu nedenle değişim karşısında hemen iyi veya kötü hükmü vermenin her zaman doğru olmadığını düşünüyorum.

Bazı şeylerin ne anlama geldiğini anlayabilmek için zamana ihtiyaç vardır.

Bugün bizi rahatsız eden bir değişiklik, yarın daha doğru bir kararın başlangıcı olabilir. Bugün bizi güvensiz hissettiren bir belirsizlik, ileride daha sağlam bir zemine ulaşmamızı sağlayabilir.

Bazen dengemizi kaybettiğimizi düşündüğümüz anlar, aslında üzerinde duracağımız yeni zemini aradığımız dönemlerdir.

Hayat altüst olduğunda ilk gördüğümüz şey genellikle bozulan düzendir. Oysa biraz zaman geçtiğinde, değişimin bizi nereye taşıdığı da görünmeye başlar.

Belki de böyle zamanlarda hemen eski düzeni geri getirmeye çalışmak yerine kendimize şu soruyu sormak gerekir:

*Ya altı, üstünden daha güzelse?*

Fikir, yorum ve görüşleriniz için..

Bana Ulaşın